Omurga cerrahisi, vücudun ana taşıyıcı kolonu olan vertebral kolonda meydana gelen doğumsal, yaşa bağlı veya travmatik hasarların tanı ve tedavisini üstlenen tıbbi disiplindir. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlık alanının bir parçası olan bu branş; bel ve boyun fıtıkları, omurga kırıkları, skolyoz ve kifoz gibi eğrilikler, spinal stenoz (dar kanal) ve omurga tümörleri gibi geniş bir hastalık yelpazesine bakar. Temel amacı, omuriliğin ve sinir köklerinin güvenliğini sağlayarak vücudun biyomekanik dengesini korumak, ağrısız hareket kabiliyetini geri kazandırmak ve iskelet sisteminin statik bütünlüğünü onarmaktır.
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı
1979 yılında Tokat’ta doğdum. Tıp eğitimimi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlık eğitimimi Mersin Üniversitesi’nde aldım. 14 yılı aşkın süredir ülkemizin farklı bölgelerinde ortopedi ve travmatoloji alanında hizmet vermekteyim. Özellikle diz ve kalça protez cerrahisi, spor yaralanmaları, artroskopik cerrahi, el cerrahisi ve ortopedik travma konularında geniş deneyime sahibim ve aktif olarak Balıkesir Özel Nev Hastanesi’nde görev yapmaktayım.
Ortopedi ve travmatoloji, hızla gelişen ve sürekli güncellenmeyi gerektiren bir alandır. Bu nedenle yeni tedavi yöntemlerini, cerrahi teknikleri, implant teknolojilerini ve tanı araçlarını yakından takip etmek benim için her zaman öncelik olmuştur. Hastalarıma kanıta dayalı tıp ilkelerine bağlı kalarak; bilimsel kanıt ve klinik çalışma sonuçlarıyla desteklenen, güvenilir ve yenilikçi tedavileri sunmayı tercih ederim.
Hakkımda Sayfasına GitOmurga Cerrahisi Nedir ve Neden Ortopedi ve Travmatoloji Alanına Girer?
Omurga, vücudun çatısını oluşturan kemiklerin, bu kemikleri birbirine bağlayan disklerin, bağların ve kasların oluşturduğu mükemmel bir biyomekanik sistemdir. Bu sistemin herhangi bir parçasında oluşan aksaklık, tüm vücudun dengesini bozar. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlığı, temelde kas ve iskelet sisteminin mekaniği, hareket fiziği ve yük dağılımı üzerine kuruludur. Omurga cerrahisinin bu uzmanlık alanının merkezinde yer almasının sebebi, omurganın vücudun en temel yük taşıyıcı ekseni olmasıdır.
Bir ortopedi uzmanı omurgaya baktığında, sadece sıkışmış bir sinir veya fıtıklaşmış bir disk görmez. Aynı zamanda omurganın öne, arkaya veya yanlara olan dizilimini, leğen kemiği ile olan açısını ve başın gövde üzerindeki dengesini bir bütün olarak değerlendirir. Biz buna “global balans” yani genel denge diyoruz. Eğer omurganızın doğal eğrilikleri bozulursa, vücut bu dengeyi sağlamak için ekstra enerji harcar ve bu da kronik yorgunluğa, kas ağrılarına yol açar. Bu nedenle omurga cerrahisi, sadece bir sinir cerrahisi değil aynı zamanda bir denge ve mühendislik cerrahisidir. Kemiklerin sağlamlığı, eklemlerin hareketliliği ve omurganın genel duruşu, ortopedik bakış açısının temel taşlarını oluşturur.
Hangi Belirtiler ve Şikayetler Omurga Cerrahisi İhtiyacını Gösterir?
Günlük yaşantımızda hemen hepimiz zaman zaman bel veya boyun ağrısı çekeriz. Yanlış oturma, ağır kaldırma veya stres gibi faktörler geçici ağrılara sebep olabilir. Ancak bazı durumlar vardır ki bunlar basit bir kas tutulmasından çok daha fazlasına işaret eder ve bir uzmana başvurmayı zorunlu kılar. Biz hekimler olarak bu belirtileri “kırmızı bayraklar” olarak adlandırırız. Eğer ağrıya eşlik eden nörolojik bulgular varsa, durum ciddiyet kazanmış demektir.
Omurga problemlerinde acil veya öncelikli değerlendirme gerektiren temel belirtiler şunlardır:
- Kola yayılan ağrı
- Bacağa vuran ağrı
- Ellerde uyuşma
- Ayaklarda karıncalanma
- Yürüme mesafesinde kısalma
- Elde güç kaybı
- Ayakta güç kaybı
- İdrar kaçırma
- Dışkı tutamama
- Denge bozukluğu
- Gece artan ağrılar
- Ateşli sırt ağrısı
- Kilo kaybı
Bu belirtilerden özellikle idrar veya dışkı kontrolünün kaybı, bacaklarda ani gelişen felç durumu veya dayanılmaz ağrılar, sinir köklerinin ciddi baskı altında olduğunu gösterir ve zaman kaybetmeden müdahale edilmesini gerektirir.
Bel ve Boyun Fıtığı Tedavisi İçin Her Zaman Ameliyat Şart mıdır?
Halk arasında en çok korkulan ve en sık rastlanan omurga sorunu şüphesiz fıtıklardır. Tıbbi adıyla disk herniasyonu, omurlar arasında yastık görevi gören, jöle kıvamındaki disk yapısının yıpranarak dışarı taşmasıdır. Bu taşan parça, omurilik kanalından geçen sinirlere baskı yaptığında o bildiğimiz şiddetli ağrılar ortaya çıkar. Ancak şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek gerekir: Her fıtık ameliyatlık değildir. Hatta fıtıkların çok büyük bir kısmı, doğru ilaç tedavisi, istirahat ve fizik tedavi uygulamaları ile kendiliğinden geriler. Vücudumuzun bu taşan parçayı zamanla küçültme ve emme yeteneği vardır:
Cerrahiye karar verirken aceleci davranmamak, hastanın kliniğini iyi takip etmek esastır. Eğer hastada ilerleyici bir güç kaybı yoksa, idrar kaçırma gibi acil bir durum söz konusu değilse, öncelik her zaman ameliyatsız yöntemlerdir. Ancak tüm muhafazakar tedavilere rağmen hastanın ağrısı yaşam kalitesini, uykusunu ve psikolojisini bozacak düzeyde devam ediyorsa veya nörolojik bir kayıp başlamışsa cerrahi kaçınılmaz olur.
Günümüzde uyguladığımız “Mikrodiskektomi” yöntemi, bu alandaki altın standarttır. Eskiden yapılan büyük kesili ameliyatların aksine, bu yöntemde mikroskop veya özel büyütücü gözlükler kullanılır. Yaklaşık 2-3 santimetrelik minicik bir pencereden girilerek, kaslara ve kemiklere zarar vermeden sadece sinire baskı yapan fıtık parçası çıkarılır. Bu yöntem sayesinde hastalarımız aynı gün ayağa kalkabilmekte ve normal hayatlarına çok kısa sürede dönebilmektedir.
Dar Kanal (Spinal Stenoz) Nedir ve Yürümeyi Nasıl Etkiler?
Yaşlanmak sadece cildimizde kırışıklıklara yol açmaz, omurgamızın içindeki tünellerde de değişikliklere neden olur. Omurga kanalı, içinden omuriliğin ve sinirlerin geçtiği hayati bir tüneldir. Yıllar içinde omurgadaki eklemlerin kireçlenmesi, bağ dokularının kalınlaşması ve disklerin yüksekliğini kaybetmesi sonucunda bu tünel daralır. İşte bu duruma “Spinal Stenoz” veya halk arasındaki adıyla “Dar Kanal” diyoruz. Bu durum su borularının zamanla kireçlenip tıkanmasına benzetilebilir; içinden geçen akış (sinir iletimi) zorlaşır.
Dar kanal hastalarının hikayesi genellikle çok tipiktir. Hasta bize şu cümlelerle gelir: “Doktor bey, eskiden saatlerce yürürdüm, şimdi 100 metre yürüdüğümde bacaklarıma bir ağırlık çöküyor, karıncalanma başlıyor ve oturup dinlenmek zorunda kalıyorum.” Oturup öne doğru eğilmek, omurga kanalını mekanik olarak bir miktar genişlettiği için hastayı rahatlatır. Bu yüzden bu hastalar market arabasına yaslanarak yürümeyi çok severler.
Bu hastalığın tedavisinde cerrahi, genellikle yaşam kalitesi düştüğünde gündeme gelir. Ameliyatta temel amaç daralan kanalı genişleterek sinirleri rahatlatmaktır. Biz buna “dekompresyon” diyoruz. Ancak kemik ve bağ dokularını temizlerken omurganın taşıyıcı gücünü zayıflatma riski varsa, o bölgeyi vidalar ve çubuklar (rodlar) ile destekleyerek sabitlemek gerekebilir. Bu işleme de “enstrümantasyon ve füzyon” adını veriyoruz. Bu sayede hem sinirler rahatlar hem de omurga sağlam bir yapıya kavuşur.
Skolyoz ve Kifoz Gibi Omurga Eğrilikleri Sadece Estetik Bir Sorun mudur?
Omurga eğrilikleri, özellikle büyüme çağındaki çocukları ve ergenleri etkileyen, aileleri ciddi endişeye sürükleyen durumlardır. Skolyoz omurganın yana doğru eğilmesi, kifoz ise halk arasında kamburluk olarak bilinen öne doğru eğilmedir. Bu durumları sadece “duruş bozukluğu” veya “kozmetik bir sorun” olarak görmek büyük bir hatadır. İleri derece eğrilikler, göğüs kafesinin hacmini daraltarak akciğerlerin ve kalbin çalışması için gereken alanı kısıtlayabilir. Bu da ilerleyen yaşlarda solunum sıkıntılarına ve efor kapasitesinin düşmesine neden olabilir.
Modern tıpta bu eğriliklerin takibinde radyasyon güvenliği çok önemlidir. Klasik röntgenler yerine artık EOS adı verilen 3 boyutlu görüntüleme sistemlerini tercih ediyoruz. Bu teknoloji, çok daha az radyasyon vererek çocuğun doğal duruşunda tüm omurgasını, leğen kemiğini ve bacaklarını aynı karede görmemizi sağlıyor. Bu sayede tedavi planını çok daha hassas yapabiliyoruz.
Tedavi seçenekleri eğriliğin derecesine ve çocuğun büyüme potansiyeline göre belirlenir. Bu seçenekler şunlardır:
- Düzenli takip
- Fizik tedavi
- Korse kullanımı
- Cerrahi müdahale
Son yıllarda cerrahi alanda devrim niteliğinde bir gelişme yaşandı: “İpli Skolyoz Ameliyatı” veya tıbbi adıyla “Vertebral Body Tethering (VBT)”. Bu yöntem büyümesi devam eden çocuklarda uygulanır. Eskiden olduğu gibi omurgayı vidalarla tamamen dondurmak yerine, eğriliğin dışbükey tarafına esnek bir ip sistemi yerleştirilir. Çocuk büyüdükçe bu ipin rehberliğinde omurga kendi kendine düzelir. En büyük avantajı, omurganın hareket yeteneğini korumasıdır. Böylece çocuklar dans, jimnastik, yüzme gibi spor hayatlarına hiçbir kısıtlama olmadan devam edebilirler.
Omurga Kırıkları ve Travmalarda Acil Müdahale Neden Önemlidir?
Omurga kırıkları iki ana grupta karşımıza çıkar: Gençlerde görülen yüksek enerjili travmalar (trafik kazası, yüksekten düşme) ve yaşlılarda görülen kemik erimesine (osteoporoz) bağlı kırıklar. Her iki durumda da omurganın bütünlüğü bozulmuştur ve bu durum omurilik için ciddi bir tehdit oluşturur. Kırık kemik parçalarının sinir kanalına doğru taşması, kalıcı felçlere yol açabilir. Bu nedenle travma sonrası oluşan şiddetli sırt ve bel ağrıları asla ihmal edilmemelidir.
Genç hastalardaki parçalı kırıklarda genellikle vida ve rod sistemleri ile omurgayı eski sağlamlığına kavuşturmak gerekir. Ancak yaşlı hastalarda durum biraz daha farklıdır. Osteoporoza bağlı olarak omurga kemiği bazen basit bir öksürükle veya koltuktan düşmeyle bile çökebilir. Bu hastalar şiddetli ağrı nedeniyle yatağa bağımlı hale gelirler. Yaşlı bir hastanın uzun süre yatağa bağlı kalması ise zatürre, kan pıhtılaşması ve yatak yaraları gibi hayati riskleri beraberinde getirir.
Bu noktada “Vertebroplasti” veya “Kifoplasti” dediğimiz yöntemler devreye girer. Bu işlem halk arasında “çimento dolgusu” olarak bilinir. Hastayı uyutmadan, lokal anestezi altında, cildi kesmeden sadece bir iğne yardımıyla kırık omurun içine girilir. Buraya özel bir kemik çimentosu enjekte edilir. Çimento dakikalar içinde donarak kırığı içeriden sabitler ve ağrıyı bıçak gibi keser. Hasta işlemden bir-iki saat sonra yürüyerek evine dönebilir. Bu yöntem yaşlı hastalarımız için kelimenin tam anlamıyla bir “mucize dokunuş” gibidir:
Ameliyatsız Girişimsel Yöntemler Hangi Hastalar İçin Uygundur?
Her bel veya boyun ağrısı cerrahi gerektirmez, ancak ilaç tedavisi ve fizik tedaviye de her zaman yanıt vermeyebilir. İşte bu “ara bölgede” kalan hastalar için girişimsel ağrı tedavileri devreye girer. Bu yöntemler ağrının kaynağına yönelik “nokta atışı” tedavilerdir ve genellikle ameliyathane şartlarında, görüntüleme cihazları eşliğinde yapılır. Amaç ağrıyı oluşturan ödemi çözmek veya ağrı sinyali taşıyan sinirleri bloke etmektir.
Sık uyguladığımız girişimsel yöntemler şunlardır:
- Transforaminal enjeksiyon
- Epidural enjeksiyon
- Faset eklem blokajı
- Radyofrekans ablasyon
- Sakroiliak eklem enjeksiyonu
Örneğin fıtık kaynaklı bir sinir kökü iltihabında, doğrudan o sinirin köküne yapılan ilaç enjeksiyonu (transforaminal enjeksiyon), ağrıyı ve ödemi hızla geriletebilir. Veya kireçlenmeye bağlı bel ağrılarında, ağrıyı taşıyan sinir uçlarının radyofrekans (ısı) enerjisi ile devre dışı bırakılması, hastaya uzun aylar, bazen yıllar süren bir rahatlama sağlar. Bu yöntemler hastayı cerrahi risklerden korurken yaşam kalitesini artırmayı hedefler.
Robotik Cerrahi ve Teknoloji Omurga Ameliyatlarını Nasıl Değiştirdi?
Teknoloji, hayatımızın her alanında olduğu gibi omurga cerrahisinde de büyük bir dönüşüm yarattı. Omurga, içinden milyonlarca sinir lifinin geçtiği çok hassas bir yapıdır. Burada milimetrik hatalara bile yer yoktur. İşte bu yüzden cerrahın deneyimini teknoloji ile birleştirerek “sıfır hata” prensibini hedefliyoruz.
Günümüzde kullandığımız robotik sistemler, navigasyon cihazları ve O-arm (ameliyat içi tomografi) teknolojileri, cerraha ameliyat sırasında rehberlik eder. Tıpkı arabanızdaki navigasyonun sizi gitmek istediğiniz yere en güvenli yoldan götürmesi gibi, bu sistemler de vidaların kemik içine en doğru açıyla ve en güvenli yoldan yerleştirilmesini sağlar. Cerrah, ameliyat sırasında ekran üzerinden vidanın nereye gittiğini canlı olarak izleyebilir.
Bu teknolojilerin hastaya sağladığı avantajlar şunlardır:
- Daha yüksek güvenlik
- Daha az doku hasarı
- Daha az kanama
- Daha düşük enfeksiyon riski
- Revizyon ihtiyacının azalması
Özellikle omurga eğriliklerinin düzeltilmesinde veya karmaşık kırıkların onarılmasında robotik cerrahi, insan elinin hassasiyetini teknolojik doğrulukla birleştirerek mükemmel sonuçlar almamızı sağlar.
Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci ve Fizik Tedavi Nasıl İlerler?
Eskiden omurga ameliyatı olan hastaların aylarca çelik korseyle yatakta yatması gerektiğine dair yanlış bir inanış vardı. Modern tıpta bu anlayış tamamen değişti. Artık mottomuz “Hareket hayattır.” İster bel fıtığı ameliyatı olsun, ister büyük bir skolyoz ameliyatı hastalarımızı genellikle ameliyatın ertesi günü, hatta bazen aynı günün akşamı ayağa kaldırıp yürütüyoruz. Erken hareket, kan dolaşımını hızlandırır, pıhtı riskini azaltır ve hastanın kendine güvenini yerine getirir.
İyileşme süreci bir ekip işidir ve bu ekibin en önemli parçası hastanın kendisidir. Ameliyat teknik olarak ne kadar başarılı olursa olsun, iyi bir rehabilitasyon süreci ile desteklenmezse sonuç eksik kalabilir. İyileşme dönemini genellikle üç aşamada planlıyoruz.
Bu aşamalar şunlardır:
- Yara iyileşmesi dönemi
- Kas güçlendirme dönemi
- Spora dönüş dönemi
İlk 6 haftalık dönemde hastanın ani hareketlerden kaçınmasını, ancak bol bol yürümesini istiyoruz. Kemiklerin ve yumuşak dokuların iyileşmesi tamamlandıktan sonra, omurgayı destekleyen “korse kasları” yani karın ve sırt kaslarını güçlendirecek fizik tedavi programlarına başlıyoruz.
